GİTMEMELİSİN

internette yeterince imaj ve kötü yazı yok gibi geldi
Lale kötü bir kadın değildi. annelerin   affettiği çocuk hainliğindeydi belki evet, bazen aciz gördüğü kırık   kalplerin üstünde yürürken ayaklarını yaralardı. kendisini görmek için,   sözlerinin anlam kazanması için biraz büyümeliydi. Lale’nin can sıkıcı yanlarından biri aceleciliğiydi. etik dışı davranış gördüğüne karar vermekteki aceleciliği. ona göre günah ne olsa günahtı. Kendisiyse günah  çıkarmayı öylesine akılalmaz şekilde severdi ki günah işlemek zorunda  kalırdı. 
 Lale çok güzel bir kadındı. çok güzel kadınların gerçekten mutsuz olamayacağına olan inancımı yerle bir etti. Umut beslemez, işlerin olmayacağını uzun mesafeden kestirirdi. Umut   beslese ve hayal kırıklığına uğrasa ağlardı. Benim veya sizin gözünüzü   boyamak için boyadığı gözlerinin kömürü akar, yanaklarını boyardı
 Lale;  sırf baş dönmesini tecrübe etmek istediğinden, kollarını savura  savura  kendi çevresinde dönerken çevresindekilere çarpan bir çocuğa  benzerdi.  Çarptığı kişiler onu birbirlerine gösterip alay edecek kadar   kaydadeğer bulmamış olabilirler. İlgiyi sevdiği biraz belliydi. dışardan  kusursuz görünmesine rağmen onu ulaşılır gösteren bu  barizlikti.  Böylesine anlaşılır olduğundan onu kendimle  karşılaştırdığımda biraz  sıkıcı bulurum. Lalecik benim kurduğum düzmecelerde  burnu uzamadan  yalan söylemeyi öğrenmeye çalışan bir çizgifilm  pinokyosuydu. 
ve bir el -onunkisi benimkine- bir ele değdi. ve bir dudak -benimkisi   onunkini- bir dudağı öptü. ve işte onun her şeyi kabul edeceğini  sandığı kucağım alıcı bedenine açıldı. Lale kucağıma uzandı. Ve…  daraltıcı  hislere uyandı.  Ustaca sakladığını sandığı tüm kusurlarını  gördüğümü anladı.
Lale beni az önce bir tokatla uyandırdı. ”her seye rağmen nasıl   huzurla uyuyordum!” aslında ben de bu anı bekliyordum, hapsedildiğim   yerden çıkmayı, OYUNUMU OYNAMAYI. Ona dünyanın yuvarlak olduğunu ben   öğretmiştim. akıllarımız birbirinden o kadar uzaktı ki yanına   yaklaşırken önce şapkamı sonra şekilsiz burnumu sonra omuzlarımı   görmüştü. en son ayaklarıma ulaştığında yüzünde okuduğum   memnuniyetsizlikle bugün bana tokat atarkenki vesveseli aşkının arasında   nerdeyse 3 yıl var.

Lale kötü bir kadın değildi. annelerin affettiği çocuk hainliğindeydi belki evet, bazen aciz gördüğü kırık kalplerin üstünde yürürken ayaklarını yaralardı. kendisini görmek için, sözlerinin anlam kazanması için biraz büyümeliydi.

Lale’nin can sıkıcı yanlarından biri aceleciliğiydi. etik dışı davranış gördüğüne karar vermekteki aceleciliği. ona göre günah ne olsa günahtı. Kendisiyse
günah çıkarmayı öylesine akılalmaz şekilde severdi ki günah işlemek zorunda kalırdı.

 Lale çok güzel bir kadındı. çok güzel kadınların gerçekten mutsuz olamayacağına olan inancımı yerle bir etti. Umut beslemez, işlerin olmayacağını uzun mesafeden kestirirdi. Umut beslese ve hayal kırıklığına uğrasa ağlardı. Benim veya sizin gözünüzü boyamak için boyadığı gözlerinin kömürü akar, yanaklarını boyardı

 Lale; sırf baş dönmesini tecrübe etmek istediğinden, kollarını savura savura kendi çevresinde dönerken çevresindekilere çarpan bir çocuğa benzerdi. Çarptığı kişiler onu birbirlerine gösterip alay edecek kadar kaydadeğer bulmamış olabilirler. İlgiyi sevdiği biraz belliydi. dışardan kusursuz görünmesine rağmen onu ulaşılır gösteren bu barizlikti. Böylesine anlaşılır olduğundan onu kendimle karşılaştırdığımda biraz sıkıcı bulurum. Lalecik benim kurduğum düzmecelerde burnu uzamadan yalan söylemeyi öğrenmeye çalışan bir çizgifilm pinokyosuydu. 

ve bir el -onunkisi benimkine- bir ele değdi. ve bir dudak -benimkisi onunkini- bir dudağı öptü. ve işte onun her şeyi kabul edeceğini sandığı kucağım alıcı bedenine açıldı. Lale kucağıma uzandı. Ve… daraltıcı hislere uyandı.  Ustaca sakladığını sandığı tüm kusurlarını gördüğümü anladı.

Lale beni az önce bir tokatla uyandırdı. ”her seye rağmen nasıl huzurla uyuyordum!” aslında ben de bu anı bekliyordum, hapsedildiğim yerden çıkmayı, OYUNUMU OYNAMAYI. Ona dünyanın yuvarlak olduğunu ben öğretmiştim. akıllarımız birbirinden o kadar uzaktı ki yanına yaklaşırken önce şapkamı sonra şekilsiz burnumu sonra omuzlarımı görmüştü. en son ayaklarıma ulaştığında yüzünde okuduğum memnuniyetsizlikle bugün bana tokat atarkenki vesveseli aşkının arasında nerdeyse 3 yıl var.